Gelir gelmez de caaanım arkadaşım Bettyblue'nun kendisi gibi tatlış yazısını gördüm ve bir solukta okudum. Birlikte başlayıp devamını izlemeyi sonraya bıraktığımız True Detective 'i izlemek için de adeta ilham kaynağı oldu bana bu yazı. :) Caanım arkadaşıma burdan kocaman sevgiler, öpücükler :) Bir zamanlar yan yana bakındığımız bloğumuz, şimdilerde buluşma yerlerimizden biri haline geldi. Bendeki yerin daha da artmakta sevgili bloğum :)
Oldukça yoğun bir dönemden çıktıktan sonra kocaman bir boşluğun tam da ortasına düştüm. Böyle bir boşluğu da haliyle yabancı buldum. Ardımda dört yılımı, dostlarımı, üniversitemi bırakıp geldiğim evim de bana çok yabancı geldi. Onca duyguyu arka arkaya yaşayınca hissizleşir ya insan, heh işte öyle oldum. Bu yabancılık hissi ve varoluş kaygısıyla da yeniden beni her daim kurtarmış olan cici şeylere sardım... Efendime söyliim, filmler izlemeye, kitapların sayfaları arasında dolanmaya, google da "Hayatın anlamıyla ilgili filmler, müzikler, kitaplar" diyerekten aramaya başladım. Gönül isterdi ki bu anlam yolculuğunu "Ye, Dua et, Sev" deki kadın gibi İtalya, Hindistan, Bali gibi yerlerde tamamlayayım. Ancak diliyorum ki onlara da sıra gelsin :)
Heh filmler diyodum... Tatlış mı tatlış cici mi cici iki film önerim var dostlar size :) Kavurucu sıcaklarda evden dışarı çıkamıyor, siz de aynı kaygıları duyuyorsanız buyrun izlemeye.

Heh, filmin müziklerine de değinmeden geçemicem. Onları da ayrı sevdim. :) Eğer izlediğiniz filmin kendisi kadar arka planda çalan müziklerine de deli dehşet ilgiliyseniz bu açıdan da artısı olan bir film diyebilirim.

Geleliiim The Grand Budapest Motel'e... Böyle koltuğunuza uzanıyorsunuz ve film size bir hikaye anlatıyor. Anlatış tarzı, filmin içine serpiştirilmiş güzel şeyler, bitirdiğiniz anda sizde uyandırdığı hisle beraber sevilesi, tekrar izlenilesi ve önerilesi bi film. Bugün "tatlı ve de tatlış" kelimelerini çok kullandım ; ama buna da söylemek istiyorum. Oyuncularına kadar her şeyiyle tatlış olan bir film izlemek isteyenler kulak versinler ve düşünmeden izlesinler :)
O zaman herkesee tatlış seyirleer... :)
"Ardımda dört yılımı, dostlarımı, üniversitemi bırakıp geldiğim evim de bana çok yabancı geldi." hissi ne yazık ki hiç gitmeyebiliyor..kendi aşinalığınızı yaratmak ise yıldırıcı olabiliyor.
YanıtlaSilTatlış filmler arasında sevimli ve mutlu günler diliyorum tüm kalbimle :))
Ne güzel dediniz, kendi aşinalığımı yaratmaya çalışsam da galiba bazı şeyler değişiyor ve buna alışmak oldukça zor :) Size de yoğun temponuzda kolaylıklar diliyorum. Tüm güzellikler sizinle olsun :)
Silsöylediklerinde haklısın..
YanıtlaSilkarışık yoğun duygular, insanı harmanlayıp olgunlaştıracağına giderek hissizleştiriyor. çünkü çok fazla şeyi aynı anda düşünmeye başlıyorsun. önce uykusuzlukla başlıyor sonra bütün düzeninin içine ediyor.
dostoyevski'nin dediği gibi; "her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır.."
:)
Bu sözü bilmiyodum ama galiba bu hastalığa sahibim :) Bazen sadece bi anlığına kafamı yerinden çıkarıp kullanmamak istiyorum. Uykusuzlukla başlayan düzensizlik tarifine de uyduğuma göre bir doktora görünmeliyim belki de. Çok teşekkürler :)
Sil